KAPIDA ÖDEME GÜVEN...


PTT ARACILIĞI İLE KAPIDA ÖDEME
%100 GÜVENLİ ALIŞVERİŞ
%100 İADE GARANTİLİ 
ANTİKTESBİH FARKINI
SİZDE YAŞAYIN.
 HEDİYE EDECEĞİNİZ ÜRÜNLERİ ÖZEL KADİFE KUTUDA HEDİYE PAKETİ İLE GÖNDERİYORUZ








100 TL Üzeri
Alışverişlerinizde Kargo Ücreti Bizden
ARAS KARGO İLE DOSYA BOYUTU  4 TL ADRESE TESLİM

Ödeme ve Güvenlik Şartları
Ödeme ve Güvenlik Şartları



24 BİN DOLARA TESB...

24 .000 DOLARLIK TESBİH
Gaziantep'te bir antikacı, Osmanlı döneminden kalan yaklaşık 200 yıllık kehribar antika tespihi 24 bin dolara satışa çıkardı.

Zincirli Bedesten Çarşısı'nda antika tespih satan Mustafa Gündüz, baba mesleği olan antikacılığı 10 yıldır yaptığını hatırlatarak, Osmanlı dönemine ait yaklaşık 200 yıllık kehribar tespihleri 50 TL ile 24 bin dolar arasında sattıklarını açıkladı. Kehribarın Osmanlı döneminin en değerli tespihi olduğunu dile getiren Gündüz, antikaya meraklı olan işadamları ve sanatçıların kehribar tespihe yoğun ilgi gösterdiklerini söyledi.

"Türk kültürümüzde kehribarın bizim için önemi çok ayrı bir yerdedir. Kehribar bizim tespih kültürümüzün vazgeçilmez sembollerindendir" diyen Mustafa Gündüz, "Çin'de ise bu kültür çok farklı onlar kehribarı tespih yerine bileklik olarak kullanıyorlar. Almanya, İngiltere, Fransız gibi ülkelerde kehribarı kolye olarak kullanmaktadır. Kehribara dünyanın her yerinde ilgi gösterilirken, Arap ülkelerindeki ilgi daha büyüktür. Özellikle doğal damlataşların ın antika olanlarına Arap ülkeleri ciddi anlamda ilgi gösteriyorlar. Kehribar altından daha değerli olduğu için gramı 2 dolardan başlayıp 200 dolara kadar satılıyor. Bizim sattığımız kehribar ürünleri ise 50 TL'den başlayıp 24 bin dolara kadar çıkıyor. Kehribar dünyaca ünlü bir materyal bu sebeple ticareti mevzu bahis bile edilemez" dedi.

Osmanlı döneminde kehribar tespihlerinin farklı amaçlarda kullanıldığını anlatan Mustafa Gündüz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sıkma kehribar Osmanlı döneminde mühür özelliği taşırdı. O dönemin ileri gelen kişisi buyruk göndereceği zaman kehribar tespihini de beraberinde gönderirdi. Bu tespihi gören kişiler kimin çağırdığını anlardı. Ayrıca bizim atalarımı zdan kalan antika tespihleri Çineliler, satın alarak bileklik olarak kullanıyorlar. Bu bizim Osmanlı dönemine özgü bir tespih olduğu için onların bileklik yapmaları bizim açımızdan çok üzücü bir olaydır."
GÜNLÜK GAZETELER
TESBİH SALLANMAZ

"Tesbih Sallanmaz, Onunla Meşk Edilir"

Türk erkeğinin büyük değer verdiği aksesuarların başında gelen, altın ve gümüşün yanı sıra fildişi, deniz kaplumbağası kabuğu, sedef, kehribar, lüle taşı ve abanoz gibi maddelerden yapılan mücevher değerindeki tesbihlerin ham maddeleri Güney Amerika ve Baltık Denizi'nden geliyor.

Piyasayı ise kehribar, kuka ve katalinden yapılan tespihler belirliyor. Çünkü bunların orijinalini bulmak artık çok güç. Orijinal kehribar, 1900'lerin başından itibaren üretilmeye başlanıp tespih yapımında kullanılıyor. Bu işte Osmanlı önemli bir merkezdi. Ancak daha sonra Almanlar öncülük etmeye başlıyor. II. Dünya Savaşı'nda Rus uçakları tarafından kehribar fabrikası bombalanınca kehribarı oluşturan formüller burada yanmış. O tarihten bu yana piyasada İran işi sıkma kehribarlar dolaşmaya başlamış. Özellikle Japonlar, Almanların elindeki kehribar formülünün peşine düşmüş durumda.

Türk tespih piyasası en şaşaalı günlerini yaşıyor. Geçen yıl 50 milyon olan pazar, bu yıl iki katına çıkarak 100 milyonu geçti. Ülkenin en iyi ustaları "Dünyanın en iyi tespihlerini Türkler yapıyor" diyor

Dünyada tespih piyasası Türkiye merkezli gelişiyor. İslam döneminde başlangıçta Kâbe, Kudüs, Kerbela topraklarının çamurundan veya antik Hitit, Urartu, Fenike ve Roma camlarından yapılan tespihler, estetik isteklerin gelişmesiyle 14 ve 15'inci yüzyılda bugünkü halini almaya başlamış. Tespihin bir sanat haline dönüşmesine ise, tıpkı Kuran yazmalarında olduğu gibi, imparatorluk başkenti İstanbul beşiklik ediyor. Zaten dünyanın en iyi tespih ustaları da bizim topraklarımızdan çıkıyor. Bunu ben değil ululararası arenalarda işin uzmanları dile getiriyor. Ülkemizde bu işi yapan usta sayısı ise çok değil, yaklaşık 50 tane. Ama aralarından 10 tanesi tespih yapımını artık bir sanata dönüştürmüş durumda. Ben de bu hafta Eko- Sanat'ta en iyiler arasında gösterilen dört ustayı Zekai Şenyurt, Hüseyin Çelik, İmdat Kalaycı ve kardeşi Feyzullah Kalaycı'yı ağırlıyorum. Nişantaşı'nda bir sanat galerisinde bir araya geldiğimiz ustalar "Türk tespih piyasası zirve yaptı" diyerek söze giriyorlar. Geçtiğimiz yıl 50 milyonu bulan tespih piyasasının iki katına çıktığını anlatıyorlar heyecanla. Koleksiyoner sayısının her geçen gün arttığını kadınların hatta gençlerin de artık tespih satın aldığını söylüyorlar. Hatta Hüseyin Çelik, yurtdışından alım yapan birçok müşterisi olduğunun da altını çiziyor ve Yahudilerin de çok sık kendisinden tespih satın aldığını belirtiyor. En fazla sipariş Kanada, İngiltere, Almanya ve Avusturya'dan geliyormuş.

SERMAYELERİ ELLERİ

Neden Türk tespihlerinin en iyi olduğunu soruyorum ustalara. "Mısır'daki gibi işin kolayına kaçıp makinelerde yapmıyoruz" yanıtını veriyorlar. Günde sekiz-dokuz saat çalıştıklarını anlatıyorlar. Yılda en fazla 50 tespih üretebildiklerini de sözlerine ekliyorlar. Tespihleri tek tek elde yaptıkları için en büyük sermayeleri de elbette elleri oluyor. Kazalara karşı ellerini korumaya çalıştıklarını söylüyorlar.



Bizden Haberler
 
 
 
 
 
 
 
Ürün Kodu
:
 12300
 
Liste Fiyatı
:
 390 TL
 
Bizdeki Fiyatı
:
 375 TL
 
KDV Dahil Fiyatı
:
 375 TL
 
 


DÜNYANIN EN KALİTELİ KALİNİNGRAD KEHRİBARI 10X10

"DÜNYANIN EN KALİTELİ KAHRİBARI "       
KALİNİNGRAD 
ATEŞİ DAMLA 


24 AYAR ALTIN KADAR DEĞERLİ BİR TESBİHTİR.
10 MM X 10 MM
TOPLAM 25 GR ORJİNAL KALİNİNGRAD KEHRİBARIDIR.
İADE GARANTİLİ OLUP ÜRÜN KUYUMCULUK SEKTÖRÜNDE EN ÇOK RAĞBET GÖREN VE KEHRİBARIN EN PAHALISI KALİNİNGRAT ATEŞİ DAMLASIDIR. 

ÜRÜN HERTÜRLÜ TESTTEN GEÇİRİLMİŞ GARANTİLİDİR
.

 KALİNİNGRAD KEHRİBARI (GÜNEŞTAŞI)

Baltık kıyısında,Kaliningrad kehribarın dünyanın en kaliteli kehribar yataklarına sahip . Rusya ya bağlı Yantarny-Kaliningrad da Dünya kehribar rezervlerinin %90 ını oluşturan en büyük Güneştaşı "Sun Stone" yatağı bulunmaktadır. Buradan yılda 500-700 ton üretim yapılmaktadır. Bu da yıllık kehribar üretiminin %90 kadarını oluşturmaktadır. Kaliningrad daki kehribarın 180.000 ton rezervinin olduğu tahmin edilmektedir ki, günümüz Dünya tüketimi gözönüne alındığında bu yatak daha 300 yıl üretime devam edebilecektir.

Kehribar yataklarının bulunduğu başlıca ülkelerin arasında ; Rusya (Kaliningrad, Sibirya, Taimyr, Chekarda River, Ural Mountains), USA (Kansas, Arkansas, California, Montana, New jersey, N. Carolina, New Mexico, Texas, Wyoming), Kanada, Polonya, Estonya, Litvanya, Letonya, Norveç, İsveç, İsviçre, Ukrayna, Dominik, Venezüella, Fransa, Almanya, İngiltere, Romanya, Avusturya, Macaristan, Sicilya, Meksika, Burma, Lübnan, Japonya, Borneo, Brezilya, Nijerya, Sumatra, Yeni Zelanda, Filipinler, İsrail sayılabilirler.

Baltık denizi ve Dominik teki yataklardan elde edilen kehribar, mücevherat imalatı ve ticaretinde en gözde olanlardır.

Kehribar oluşumlarına hemen her kıtada rastlanmasına rağmen, Dünyada ancak 20 kadar yatakta kehribar, maden olarak işletilecek birikime sahiptir. 


DÜNYANIN EN KALİTELİ KALİNİNGRAD KEHRİBARI 10X10
 
DÜNYANIN EN KALİTELİ KALİNİNGRAD KEHRİBARI 10X10
 
DÜNYANIN EN KALİTELİ KALİNİNGRAD KEHRİBARI 10X10

Diğer Resimleri Eklenmemiş

ptt kargo ile kapıda ödeme
POSTA ÇEKİ
Kapıda Ödeme
Banka Havalesi

Yorum Eklenmemiş.
Lütfen Bir İsim Giriniz.
Yorumunuzu veya Düşüncenizi Ekleyin
  Adınız
     Ürün hakkında Yorumunuz
 
  Değerlendirme
  Doğrula
42123
Resmi DoğrulaGeçersiz format.
   
 

 
Müşteri Hizmetleri
Üye Girişi
E-posta :
Şifre     :
Ürün Arama
SATIŞ NOKTALARIMIZ.
ÜRÜNLERİMİZİ GİTTİGİDİYOR.COM ARACILIĞI İLE TESBİH BÖLÜMÜNDE SATICI İSMİ
ALPKAAN-06 OLARAK GÖREBİLİR BURADAN DA GİTTİGİDİYOR GÜVENCESİ
ALTINDA SATIN ALABİLİRSİNİZ. %100 MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ İLE SİZLERE DÜRÜST KALİTELİ HİZMET VERMEYE ÇALIŞIYORUZ.TÜRKİYENİN HER İLİNE TOPTAN ÜRÜN SATIŞIMIZ ANKARA DAKİ OFİSİMİZDEN TOPTAN VE PERAKENDE OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR.
AYRICA SAHİBİNDEN.COM YİNE SATICI İSMİ ALPKAAN06 OLARAK SATIŞA KOYDUĞUMUZ ÜRÜNLERİ
İNCELEYEBİLİR SATIN ALABİLİRSİNİZ.

TAKVİM
PTT KARGO

TESBİH NEDİR
TESBİH NEDİR ? NİÇİN  TESBİH ÇEKİYORUZ
 Sübhânallah demektir. Tesbih bir ibâdettir. Dînimizde namazda namazdan sonra ve diğer zamanlarda yapılan tesbihler vardır. Namaz içinde rükûda üç kere Sübhâne Rabbiyel-Azîm secdede üç kere Sübhâne Rabbiyel-Alâ demek namazdan sonra Âyetel Kürsî okumak otuz üç kere Sübhânallah otuz üç kere Elhamdülillah otuz üç kere Allahü ekber demek tesbih çekmek olup mühim sünnetlerdendir.
Allahü teâlâyı tesbih ederken şaşırmamak için namazlardan sonra ve diğer zamanlarda çekilen çeşitli maddelerden yapılmış ortasındaki delikten ipliğe dizilmiş belirli şekilde doksan dokuz veya otuz üç tâne bu işe mahsus olan araca da tesbih denilmiştir.
Namazlardan sonra yapılan tesbihlerin parmakla veya bir âletle yapılması bidat değil Peygamberimizin takriri sünnetlerindendir. Çünkü Peygamber efendimiz; hanımlarından Safiye vâlidemize tesbihleri çekerken sayıyı şaşırmamak için çakıl tânelerini kullanmasını emretmiş; yine bir kadının tesbihleri çekirdek tâneleriyle saydığını gördüğü halde men etmemiştir. Tesbih çekerken sayıyı belli etmek için ipe düğüm atarak tesbih çeken sahâbîlerin olduğu bildirilmiştir.
İslâm âlimleri ve evliyânın büyükleri tesbihi kullanmışlardır. Evliyânın büyüklerinden olan Cüneyd-i Bağdâdî kuddise sirruh tesbih hakkında; “Beni Allahü teâlâya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem” buyurarak ölüm döşeğinde dahi tesbihi elinden bırakmamıştır. Yine büyük âlim Abdülkâdir-i Geylânî; “Bâzı büyükler elinde tesbih olduğu hâlde uyur uyandığı zaman onu yine çekilir hâlde görürmüş dilini de hakkı zikreder bulurmuş.” buyurmuşlardır.
Tesbihin başlangıcı ve tesbih sanatı Peygamberimizin tesbihle ilgili takriri sünnetine uyularak başlanmış ve zamanla gelişmiştir. Özellikle Osmanlılar döneminde tesbihçilik sanatı daha da gelişerek 19. yüzyılda doruk noktasına çıkmıştır. Türk el sanatları içinde çok kıymetli şâheser nitelikte tesbihler yapılmıştır. Bugün Topkapı Sarayında Osmanlılar zamânında yirmi dört cins ağaç yüz elli kadar da taştan yapılmış çok kıymetli hepsi birbirinden güzel tesbihler bulunmaktadır.
Dünyânın en güzel tesbihleri İstanbulda yapılmıştır. Tesbihler yapılırken özellikle yeşim mercan kehribar zümrüt yakut gibi kıymetli ve sert taşlardan yapılacak tesbih tânelerinin aynı şekil ve hacimde yapılması çok zahmetli ve mahâret isterdi. Mücevher taşlarının tıraş edilmesi hattâ ondan daha zor işlenen bâzı tesbihlerin yapılması on sene kadar sürerdi. Yapılan bu tesbihler o zamanlar birkaç bin altın liraya satılırdı.
Güzel ve kıymetli olan tesbihler onları yapan ustaların isimleriyle anılırdı. Bu tesbihler tornada çekildiği için onları yapanlara “çeken” tâbir olunurdu. Tesbih çeken ustaların dükkânları daha çok Bâyezîd çevresindeydi. Bu sanatkârların meşhurlarından bâzıları şunlardır: Horoz lâkaplı Sâlih Usta Tophâneli İsmet Usta Hasan Usta Nûri Usta gibi.
Ağaç tesbihlerin îmâl edilişinde seçilen ağaçlar önce ince çubuklar hâline getirilir. Sonra bu çubuklar testereyle küçük küçük doğranır bu parçalar uzun çalışmalardan sonra yuvarlanır delikleri açılırdı. Taştan yapılan tesbihlerse elmas tozu ile çarkta aşındırılarak traş edilmek üzere işlenirdi.
Tesbihte başlıca şu kısımlar bulunur:
İmâme: Tesbih ipinin iki ucunun içinden geçirilip tepesinde düğümlenen uzunca bir sap görünümünde olan tesbihin başlangıç noktasını belli eden kısım.
Püskül: İmâmenin ucunda bulunan ipekten süslü kısım. Buna kamçı da denir.
Nişâne: Her otuz üç tânede bir yassıca ve ortası delik kısım buna durak da denir.
Sandal ağacı öd ağacı gibi kokulu ağaçlardan ve amberden yapılan tesbihler güzel koku verir. Rengi tatlı bir kırmızı olan mercan tesbihler çok kıymetlidir.
Tesbih insanlara Allahü teâlâyı hatırlatan bir vâsıta olduğundan örfümüze de girmiştir. Anadoluda yaşayan örflerimizden biri de ölen bir babanın tesbihi Kurân-ı kerîmi ve saati büyük oğula verilir. Büyük oğul babanın yerini tuttuğundan örfe sadık kalarak Kurân-ı kerîmi okur tesbihi çeker. Böylece âile yapısından gelen feyz ve bereket devam ederdi.
Kurân-ı kerîmde tesbihle ilgili birçok âyet-i kerîme vardır. Hadid sûresi 1. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Göklerde ve yerde ne varsa hep Allahı tesbih etmektedir.”; İsra sûresi 44. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Yedi gök ve yer bir de bunlar içinde bulunanlar (insan cin ve melekler) Allahı tesbih ederler. Hiçbir varlık yoktur ki Onu hamd ve tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız.” buyurulmaktadır.
Peygamber efendimiz hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmaktadır: “Bir kimse gece yatarken günde yüz defâ “Sübhanallahi vel hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber” derse o kimse tesbih tahmid ve tekbir eylemiş olur.” Bunu çok okumakla kusurlarının günahlarının affedilmesini istemiş olur. Böylece günah ve sevaplarını düşünerek kendini muhâsebe yapar. Yine bir hadîs-i şerîfte;
“Cenâb-ı Allahın dinde sevgili dilde hafif terâzide ağır olan iki şeyini bildiriyorum: “Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azîm.” Diğer bir hadîs-i şerîfte; “Bir günde yüz defâ “Sübhanallahi ve bihamdihi” derse o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa (kul hakları hâriç) affolunur.” buyrulmuştur.
POPÜLER TESBİHLER
KARINCA FOSİLLİ PRES DAMLA

TUĞRA İŞLEMELİ OLTU

RENK SÜZMESİ DAMLA

FULL ÇAKMA OLTU
TESBİH HABERLERİ
 
Her Hakkı Saklıdır 2010